| |

Almancada Karıştırılan Kelimeler — kennen/wissen, als/wenn, seit/vor ve 30 Çift Daha (Sesli, A1–B1)

A1–B1Leicht verwechselbare Wörter

Almancada Karıştırılan Kelimelerkennen / wissen, als / wenn, seit / vor

Türkçede tek kelimeyle karşılanan, Almancada ikiye ayrılan 33 kelime grubu: hangisi ne zaman kullanılır, Türk öğrencinin en sık yaptığı hata ne, sesli örnek cümleler ve sonunda üç adımlı alıştırma. Almanca kelimelere ve cümlelere dokunursanız dinlersiniz.

Kısa cevap: Almancada «bilmek» için kennen ve wissen, «-dığında» için als ve wenn, «çünkü» için denn ve weil, «evde / eve» için zu Hause ve nach Hause vardır. Seçimi çoğunlukla arkadan gelen kelime belirler: kişi ya da yer kennen, yan cümle wissen.

Fiiller (Verben)

kennen ve wissen farkı

İkisi de «bilmek» diye çevrilir. kennen + isim: bir kişiyi, yeri, şeyi tanımak, ona aşina olmak. wissen + bilgi: bir olguyu bilmek; ardından çoğunlukla yan cümle (dass, wo, wie, ob) ya da etwas, das, es, viel gelir. wissen düzensizdir: ich weiß, du weißt, er weiß.
AlmancaTürkçe
Kennst du meine Schwester?Kız kardeşimi tanıyor musun?
Ich kenne diese Stadt sehr gut.Bu şehri çok iyi bilirim.
Ich weiß nicht, wo sie wohnt.Nerede oturduğunu bilmiyorum.
Weißt du schon das Neueste?En son haberi biliyor musun?

Akılda tutun: Kişi ya da yer varsa kennen; arkasından wo, wann, dass, ob geliyorsa wissen.

mögen ve möchten farkı

mögen genel olarak sevmek, hoşlanmaktır. möchten şu anki isteği kibarca söyler (-mek isterdim); dilbilgisinde mögen fiilinin Konjunktiv II biçimidir.
AlmancaTürkçe
Ich mag Kaffee.Kahveyi severim.
Ich möchte einen Kaffee, bitte.Bir kahve rica ediyorum.
Magst du Fußball?Futbolu sever misin?
Möchtest du mitkommen?Bizimle gelmek ister misin?

Akılda tutun: Kafede, mağazada, telefonda isterken möchten; zevk ve alışkanlık anlatırken mögen.

Ayrıntılı anlatım: möchten fiil çekimi

wollen ve möchten farkı

İkisi de istemektir. wollen kesin ve kararlı istektir, niyet ya da plan bildirir. möchten daha yumuşak ve kibardır. Bir başkasından bir şey isterken «Ich will …» kaba duyulur.
AlmancaTürkçe
Ich will Ärztin werden.Doktor olmak istiyorum (kararım bu).
Ich möchte bitte bezahlen.Hesabı ödemek istiyorum.
Wir wollen im Sommer nach Italien fahren.Yazın İtalya’ya gitmeyi planlıyoruz.
Ich möchte einen Termin vereinbaren.Bir randevu almak istiyorum.

Akılda tutun: Sipariş ve ricada möchten; plan ve kararlılıkta wollen.

wohnen ve leben farkı

wohnen bir evde, sokakta, şehirde oturmaktır (adres). leben yaşamaktır: hayatta olmak, bir yerde hayatını sürdürmek, bir yaşam biçimi. Şehir ya da ülke için ikisi de kullanılır.
AlmancaTürkçe
Ich wohne in der Goethestraße 5.Goethe Caddesi 5 numarada oturuyorum.
Wir wohnen im dritten Stock.Üçüncü katta oturuyoruz.
Mein Opa lebt noch.Dedem hâlâ hayatta.
Sie lebt gesund.Sağlıklı yaşıyor.

Akılda tutun: Adres, kat, daire varsa wohnen; hayat, yaşam tarzı varsa leben.

lernen ve studieren farkı

lernen öğrenmek ve ders çalışmaktır. studieren üniversitede bir bölümde okumaktır. Sınava çalışmak «für die Prüfung lernen» olur, studieren olmaz.
AlmancaTürkçe
Ich lerne Deutsch.Almanca öğreniyorum.
Heute Abend lerne ich für den Test.Bu akşam sınava çalışıyorum.
Meine Schwester studiert Medizin in Wien.Kız kardeşim Viyana’da tıp okuyor.
Was studierst du?Ne okuyorsun (hangi bölüm)?

Akılda tutun: Üniversite ve bölüm varsa studieren; geri kalan her öğrenme lernen.

fahren ve gehen farkı

gehen yürüyerek gitmektir. fahren bir taşıtla gitmektir (Auto, Bus, Zug, Fahrrad). Ancak bir etkinliğe gitmek için gehen kalıplaşmıştır: ins Kino gehen, zur Schule gehen.
AlmancaTürkçe
Ich gehe zu Fuß zur Arbeit.İşe yürüyerek gidiyorum.
Ich fahre mit dem Bus.Otobüsle gidiyorum.
Wir fahren am Wochenende nach Hamburg.Hafta sonu Hamburg’a gidiyoruz.
Gehen wir heute ins Kino?Bugün sinemaya gidelim mi?

Akılda tutun: Yürüyerek gehen; araba, otobüs, tren ve bisikletle fahren; uçakla fliegen. ins Kino gehen gibi etkinlik kalıpları ulaşım biçimini söylemez.

sagen, sprechen ve erzählen farkı

sagen bir şey söylemektir (etwas sagen, jemandem etwas sagen). sprechen konuşmak ve bir dili konuşmaktır (mit jemandem sprechen, Deutsch sprechen). erzählen anlatmaktır: bir olay, hikâye, deneyim.
AlmancaTürkçe
Was hast du gesagt?Ne dedin?
Kannst du mir sagen, wie spät es ist?Saatin kaç olduğunu söyleyebilir misin?
Sprechen Sie Türkisch?Türkçe konuşuyor musunuz?
Erzähl mal, wie war dein Urlaub?Anlatsana, tatilin nasıldı?

Akılda tutun: Tek bir bilgi söylenecekse sagen; karşılıklı konuşma ve dil sprechen; olay anlatılacaksa erzählen.

kaufen ve einkaufen farkı

kaufen satın almaktır; çoğunlukla alınan şey söylenir (ein Brot kaufen), ama nesnesiz de olur: Ich kaufe lieber online. einkaufen alışveriş yapmak, özellikle günlük ihtiyaçları almaktır; genellikle nesnesizdir ama nesne de alabilir (Lebensmittel einkaufen). Ayrılabilen fiildir.
AlmancaTürkçe
Ich kaufe ein Brot.Bir ekmek alıyorum.
Hast du schon Tickets gekauft?Biletleri aldın mı?
Ich gehe einkaufen.Alışverişe gidiyorum.
Wir kaufen samstags im Supermarkt ein.Cumartesileri süpermarkette alışveriş yaparız.

Akılda tutun: Belirli bir şeyi satın almak kaufen; alışverişe çıkmak, market alışverişi einkaufen.

Ayrıntılı anlatım: Alışveriş Almancası

besuchen ve besichtigen farkı

besuchen bir kişiyi ziyaret etmek, bir okula ya da kursa gitmektir; müze ve sergi için de kullanılır. besichtigen bir yeri gezip incelemektir: şehir, katedral, kale, kiralık daire.
AlmancaTürkçe
Am Sonntag besuche ich meine Oma.Pazar günü anneannemi ziyaret ediyorum.
Er besucht einen Deutschkurs.Bir Almanca kursuna gidiyor.
Wir besichtigen den Kölner Dom.Köln Katedrali’ni geziyoruz.
Morgen besichtigen wir eine Wohnung.Yarın bir daireye bakmaya gidiyoruz.

Akılda tutun: Kişi varsa her zaman besuchen; gezilip incelenen yapı ve daire besichtigen.

haben ve sein farkı (Perfekt)

Perfekt’te fiillerin çoğu haben alır. sein alanlar: nesnesiz kullanılan yer değiştirme fiilleri (gehen, kommen, bir yere fahren, fliegen), durum değişimi bildirenler (aufstehen, einschlafen, sterben) ve sein, bleiben, werden. Nesneli kullanımda haben gelir: Ich habe das Auto in die Garage gefahren. Dönüşlü fiiller de haben alır: Er hat sich verändert.
AlmancaTürkçe
Ich habe Pizza gegessen.Pizza yedim.
Wir haben lange gearbeitet.Uzun süre çalıştık.
Ich bin nach Berlin gefahren.Berlin’e gittim.
Sie ist um sechs Uhr aufgestanden.Saat altıda kalktı.

Akılda tutun: Nesnesiz hareket ve durum değişimi çoğunlukla sein; ayrıca sein, bleiben, werden. Fiillerin büyük çoğunluğu haben.

Ayrıntılı anlatım: Perfekt ve Präteritum

anrufen ve telefonieren farkı

anrufen birini aramaktır, çağrıyı başlatmaktır; aranan kişi Akkusativ olur: Ich rufe dich an. telefonieren telefonda konuşmaktır; kiminle konuşulduğu mit + Dativ ile söylenir: Ich telefoniere mit dir.
AlmancaTürkçe
Ich rufe dich heute Abend an.Bu akşam seni ararım.
Hat jemand angerufen?Arayan oldu mu?
Sie telefoniert gerade mit ihrer Mutter.Şu an annesiyle telefonda konuşuyor.
Wir haben eine Stunde telefoniert.Bir saat telefonda konuştuk.

Akılda tutun: anrufen ayrılabilen fiildir ve Akkusativ alır: «Ich rufe dir an» standart dilde yanlıştır (İsviçre’de duyulur).

essen ve fressen farkı

essen insanlar için yemek yemektir. fressen hayvanların yemesidir; insan için kullanılırsa kaba ya da şakacı «tıkınmak» anlamı taşır.
AlmancaTürkçe
Wir essen um sieben Uhr zu Abend.Saat yedide akşam yemeği yiyoruz.
Der Hund frisst sein Futter.Köpek mamasını yiyor.
Die Kuh frisst Gras.İnek ot yiyor.

Akılda tutun: Bir insan için fressen demek hakaret gibi duyulabilir; insanlar için her zaman essen.

Ayrıntılı anlatım: essen fiil çekimi

sich entschuldigen bei ve für farkı

Özür dilemek sich entschuldigen‘dir. Kimden özür dilendiği bei + Dativ, ne için özür dilendiği für + Akkusativ ile söylenir.
AlmancaTürkçe
Ich entschuldige mich bei dir.Senden özür dilerim.
Er entschuldigt sich für die Verspätung.Geciktiği için özür diliyor.
Ich möchte mich bei Ihnen für den Fehler entschuldigen.Hata için sizden özür dilemek istiyorum.

Akılda tutun: Kişi → bei, sebep → für: sich bei jemandem für etwas entschuldigen.

Ayrıntılı anlatım: bei edatı

Bağlaçlar (Konjunktionen)

als, wenn ve wann farkı

als geçmişte bir kez olan olay ya da dönem için (-dığında). wenn şimdi ve gelecek için, geçmişte ise tekrar eden olaylar için (immer wenn), ayrıca «eğer» anlamında. wann «ne zaman» sorusudur; dolaylı soruda da wann kalır.
AlmancaTürkçe
Als ich klein war, wohnten wir in Izmir.Küçükken İzmir’de oturuyorduk.
Wenn ich Zeit habe, rufe ich dich an.Vaktim olunca seni ararım.
Immer wenn er kam, brachte er Blumen mit.Her geldiğinde çiçek getirirdi.
Ich weiß nicht, wann der Zug kommt.Trenin ne zaman geleceğini bilmiyorum.

Akılda tutun: Geçmiş + tek sefer = als; tekrar ya da şimdi/gelecek = wenn; soru = wann.

Ayrıntılı anlatım: wenn bağlacının türleri

ob ve wenn farkı

ob evet-hayır sorusunu yan cümleye çevirir (-ip -madığını). wenn koşul ya da zaman bildirir (eğer, -dığında). wissen, fragen, nicht sicher sein gibi ifadelerden sonra dolaylı evet-hayır sorusu varsa ob gelir; soruda wo, wann, wie gibi bir soru sözcüğü varsa o sözcük kalır.
AlmancaTürkçe
Ich weiß nicht, ob er heute kommt.Bugün gelip gelmeyeceğini bilmiyorum.
Sie fragt, ob du Zeit hast.Vaktin olup olmadığını soruyor.
Wenn er kommt, essen wir zusammen.Gelirse birlikte yeriz.
Wenn es regnet, bleiben wir zu Hause.Yağmur yağarsa evde kalırız.

Akılda tutun: Kommt er? → Ich weiß nicht, ob er kommt. «Eğer gelirse» gibi bir koşulsa wenn.

Ayrıntılı anlatım: Dolaylı soru cümleleri

denn ve weil farkı

İkisi de «çünkü» demektir. weil yan cümle kurar, çekimli fiil sona gider. denn iki ana cümleyi bağlar; sıfır konumundadır, sözcük sırası değişmez.
AlmancaTürkçe
Ich bleibe zu Hause, weil ich krank bin.Evde kalıyorum, çünkü hastayım.
Ich bleibe zu Hause, denn ich bin krank.Evde kalıyorum, çünkü hastayım.
Weil es spät war, nahmen wir ein Taxi.Geç olduğu için taksiye bindik.
Er lernt viel, denn er will die Prüfung bestehen.Çok çalışıyor, çünkü sınavı geçmek istiyor.

Akılda tutun: weil cümlesi ana cümleden önce de gelebilir (Weil ich krank bin, …); denn ile verilen neden hep açıkladığı cümlenin arkasından gelir.

Ayrıntılı anlatım: weil, da ve denn bağlaçları

dass ve das farkı

dass bağlaçtır, yan cümle açar (-dığını, -diğini). das nötr artikel, ilgi zamiri ya da işaret zamiridir. Deneme yolu: yerine dieses ya da welches koyabiliyorsanız das yazılır.
AlmancaTürkçe
Ich glaube, dass er recht hat.Onun haklı olduğunu düşünüyorum.
Das Auto, das dort steht, gehört mir.Orada duran araba benim.
Das ist mein Bruder.Bu benim erkek kardeşim.
Ich hoffe, dass das Wetter schön bleibt.Havanın güzel kalmasını umuyorum.

Akılda tutun: Bir cümlede ikisi birlikte de geçebilir: «Ich weiß, dass das stimmt.»

Ayrıntılı anlatım: dass cümleleri

Zarflar ve miktar (Adverbien)

schon, noch ve erst farkı

schon zaten, çoktan, bile demektir; beklenenden erken ya da fazla. noch hâlâ, daha demektir; durum sürüyor. erst ancak, daha demektir; beklenenden geç ya da az. Zıtları: schon ↔ noch nicht, noch ↔ nicht mehr.
AlmancaTürkçe
Bist du schon fertig? — Nein, noch nicht.Bitirdin mi? — Hayır, daha değil.
Er wohnt noch bei seinen Eltern.Hâlâ annesiyle babasının yanında oturuyor.
Es ist erst acht Uhr.Saat daha sekiz.
Sie ist erst gestern angekommen.Daha dün geldi.

Akılda tutun: «Daha» Türkçede hem noch hem erst olabilir: süren durum noch, geç ya da az kalan erst.

nur ve erst farkı

nur sadece demektir; bir miktarı sınırlar, daha fazlası yok. erst zaman ve sırada kullanılır; beklenen şey daha sonra gelecek ya da artacak.
AlmancaTürkçe
Ich habe nur zehn Euro dabei.Yanımda sadece on euro var.
Er kommt erst morgen.Ancak yarın geliyor.
Wir haben nur ein Kind.Sadece bir çocuğumuz var.
Ich habe erst die Hälfte gelesen.Henüz yarısını okudum.

Akılda tutun: Sınır ve miktar nur; zaman ve aşama erst.

viel ve viele farkı

viel sayılamayan bir miktarı tekil isimle verir (viel Zeit, viel Geld, viel Wasser) ve bu kullanımda genellikle ek almaz; zarf olarak da kullanılır (Er arbeitet viel). Artikelden sonra çekimlenir: das viele Geld. viele çoğul isimle kullanılır ve hâle göre çekimlenir (viele Leute, mit vielen Freunden).
AlmancaTürkçe
Ich habe heute nicht viel Zeit.Bugün pek vaktim yok.
Sie hat viele Freunde in Berlin.Berlin’de birçok arkadaşı var.
Er arbeitet viel.Çok çalışıyor.
Vielen Dank!Çok teşekkürler!

Akılda tutun: Sayılamayan miktar ve tekil isim viel; sayılabilen şeyler ve çoğul isim viele.

wie ve als farkı (karşılaştırma)

Eşitlikte so … wie kullanılır. Komparativ’den sonra als gelir. «größer wie» konuşmada duyulur ama standart dilde yanlıştır.
AlmancaTürkçe
Er ist so groß wie ich.O benim kadar uzun.
Er ist größer als ich.O benden uzun.
Das Buch ist nicht so gut wie der Film.Kitap film kadar iyi değil.
Heute ist es wärmer als gestern.Bugün hava dünden sıcak.

Akılda tutun: Sıfatta -er eki varsa als; so ya da genauso varsa wie.

Ayrıntılı anlatım: Komparativ ve Superlativ

etwa ve etwas farkı

etwa «yaklaşık, aşağı yukarı» demektir: etwa 20 Euro. etwas «bir şey» ya da «biraz»dır: Ich möchte etwas trinken, etwas Wasser, etwas müde.
AlmancaTürkçe
Die Fahrt dauert etwa zwei Stunden.Yolculuk yaklaşık iki saat sürüyor.
Möchtest du etwas essen?Bir şey yemek ister misin?
Ich bin heute etwas müde.Bugün biraz yorgunum.
Kann ich noch etwas Milch haben?Biraz daha süt alabilir miyim?

Akılda tutun: Sayıdan önce «yaklaşık» → etwa; «bir şey, biraz» → etwas.

warum, wieso ve weshalb farkı

Üçü de «neden, niçin» demektir ve anlam farkı yoktur. warum en yaygın ve her yerde kullanılabilen biçimdir; wieso konuşmada çok sık duyulur; weshalb daha çok yazıda ve resmî dilde geçer.
AlmancaTürkçe
Warum lernst du Deutsch?Neden Almanca öğreniyorsun?
Wieso bist du so spät?Niye bu kadar geç kaldın?
Ich weiß nicht, weshalb er abgesagt hat.Neden iptal ettiğini bilmiyorum.

Akılda tutun: Emin değilseniz warum kullanın; sınavda ve günlük dilde her zaman doğrudur.

Edatlar (Präpositionen)

aus ve von farkı

aus bir yerin içinden çıkmayı ve kökeni bildirir (aus dem Haus, aus der Türkei). von bir noktadan, bir kişiden ya da bir kurumdan gelmeyi bildirir (vom Arzt, von meiner Mutter, von Berlin nach Hamburg). İkisi de Dativ ister.
AlmancaTürkçe
Ich komme aus Ankara.Ankaralıyım.
Er kommt gerade aus der Schule.Okuldan yeni çıktı.
Ich komme gerade vom Arzt.Doktordan geliyorum.
Das Geschenk ist von meinem Bruder.Hediye erkek kardeşimden.

Akılda tutun: Kapalı bir yerin içinden ve memleket aus; kişi ve başlangıç noktası von.

Ayrıntılı anlatım: Almanca edatlar

nach Hause ve zu Hause farkı

nach Hause eve demektir, yön bildirir (wohin?). zu Hause evde demektir, yer bildirir (wo?).
AlmancaTürkçe
Ich gehe jetzt nach Hause.Şimdi eve gidiyorum.
Kommst du heute spät nach Hause?Bugün eve geç mi geleceksin?
Am Wochenende bin ich zu Hause.Hafta sonu evdeyim.
Fühl dich wie zu Hause!Kendi evindeymiş gibi rahat ol!

Akılda tutun: gehen, kommen, fahren ile nach Hause; sein, bleiben, arbeiten ile zu Hause.

Ayrıntılı anlatım: wo, wohin, woher

seit, vor ve für farkı

seit -den beri demektir (Dativ); şimdiye kadar süren bir işte fiil genellikle Präsens’tedir. vor + süre «… önce» demektir (Dativ) ve geçmişteki bir zaman noktasını verir. für planlanan ya da sınırlı bir süreyi verir (Akkusativ). «İki yıldır öğreniyorum» için «Ich lerne Deutsch für zwei Jahre» yanlıştır; doğrusu seit zwei Jahren.
AlmancaTürkçe
Ich lerne seit zwei Jahren Deutsch.İki yıldır Almanca öğreniyorum.
Ich habe vor zwei Jahren angefangen.İki yıl önce başladım.
Ich fahre für eine Woche nach Wien.Bir haftalığına Viyana’ya gidiyorum.
Sie wohnt seit März in Köln.Mart’tan beri Köln’de oturuyor.

Akılda tutun: Şimdiye kadar süren iş seit + genellikle Präsens; şimdiden geriye bir zaman noktası vor + süre.

Ayrıntılı anlatım: Zaman edatları oyunu

am, um ve im farkı (zaman)

um saat için (um 8 Uhr). am gün, tarih ve günün bölümleri için (am Montag, am 3. Mai, am Abend; istisna: in der Nacht). im ay ve mevsim için (im Mai, im Winter). Yıl ya edatsız ya da «im Jahr» ile söylenir.
AlmancaTürkçe
Der Kurs beginnt um neun Uhr.Kurs saat dokuzda başlıyor.
Am Montag habe ich frei.Pazartesi boşum.
Im Sommer fahren wir ans Meer.Yazın denize gidiyoruz.
Ich bin 1998 geboren.1998’de doğdum.

Akılda tutun: Saat um, gün am, ay ve mevsim im. «in 1998» yanlıştır.

Ayrıntılı anlatım: Zaman edatları alıştırması

Kalıplar ve hitap (Redemittel)

Entschuldigung ve Es tut mir leid farkı

Entschuldigung pardon demektir: dikkat çekmek, yol sormak, küçük bir hatayı düzeltmek. Es tut mir leid üzgünüm demektir: gerçek üzüntü, bir isteği geri çevirmek, başsağlığı.
AlmancaTürkçe
Entschuldigung, wo ist der Bahnhof?Affedersiniz, gar nerede?
Oh, Entschuldigung! Das war mein Fehler.Ah, pardon! Benim hatamdı.
Es tut mir leid, ich kann heute nicht kommen.Üzgünüm, bugün gelemiyorum.
Das tut mir sehr leid.Buna çok üzüldüm.

Akılda tutun: Bir yabancıya seslenirken Entschuldigung; kötü bir haberde Es tut mir leid.

Ayrıntılı anlatım: Teşekkür etme ve özür dileme

du, ihr ve Sie farkı

du samimi tekil «sen»dir (aile, arkadaş, çocuk). ihr samimi çoğul «siz»dir. Sie resmî «siz»dir; tek kişi için de çok kişi için de kullanılır, her zaman büyük harfle yazılır ve fiil çoğul 3. şahıs gibi çekilir.
AlmancaTürkçe
Kommst du mit?Sen de geliyor musun?
Kommt ihr auch?Siz de geliyor musunuz? (arkadaşlar)
Kommen Sie bitte herein.Lütfen içeri buyurun.
Herr Weber, haben Sie heute Zeit?Weber Bey, bugün vaktiniz var mı?

Akılda tutun: İş yerinde, resmî dairede ve tanımadığınız yetişkinle Sie; karşı taraf «Wir können uns duzen» derse du.

Ayrıntılı anlatım: Şahıs zamirleri

ihr ve ihre farkı

ihr üç ayrı şey olabilir: «siz» (ihr seid), sie zamirinin Dativ’i «ona» (ich helfe ihr) ve iyelik «onun / onların» (ihr Bruder). İyelik olarak ismin cinsiyetine, sayısına ve hâline göre çekimlenir: Nominativ’de dişil ve çoğul isimde ihre (ihre Schwester, ihre Kinder); Akkusativ’de ihren Bruder, Dativ’de ihrer Schwester.
AlmancaTürkçe
Ihr seid sehr nett.Siz çok naziksiniz.
Ich helfe ihr bei den Hausaufgaben.Ödevlerinde ona yardım ediyorum.
Anna und ihr Bruder kommen heute.Anna ile erkek kardeşi bugün geliyor.
Sie besucht ihre Eltern.Annesiyle babasını ziyaret ediyor.

Akılda tutun: Arkasında isim varsa iyeliktir; eki cinsiyet, sayı ve hâl birlikte belirler: ihr Bruder, ihren Bruder, ihre Schwester.

Ayrıntılı anlatım: İyelik sıfatları (Possessivartikel)

Ich möchte ve Ich hätte gern farkı

İkisi de kibarca bir şey istemektir ve sipariş verirken aynı anlama gelir. Ich hätte gern + isim (Ich hätte gern einen Tee). Ich möchte hem isimle hem mastarla gelir (Ich möchte einen Tee / Ich möchte zahlen).
AlmancaTürkçe
Ich hätte gern ein Kilo Tomaten.Bir kilo domates rica ediyorum.
Ich möchte einen Kaffee, bitte.Bir kahve rica ediyorum.
Ich möchte bitte bezahlen.Hesabı ödemek istiyorum.

Akılda tutun: Mastarlı istekte (bezahlen, reservieren) möchte kullanın; «Ich hätte gern bezahlen» yanlıştır.

Ayrıntılı anlatım: Restoranda sipariş

Mir ist heiß ve Ich bin heiß farkı

Sıcaklık ya da soğukluk hissini söylerken Almanca kişi Dativ’de olur: Mir ist heiß (sıcakladım), Mir ist kalt (üşüyorum). Ich bin heiß ise argoda cinsel anlamda anlaşılabilir; bir şeye heveslenmek heiß auf etwas sein ile söylenir (Ich bin heiß auf das Spiel). Ich bin kalt «soğuk biriyim» demektir.
AlmancaTürkçe
Kannst du das Fenster öffnen? Mir ist heiß.Pencereyi açar mısın? Sıcakladım.
Mir ist kalt, ich ziehe eine Jacke an.Üşüyorum, bir ceket giyiyorum.
Ist dir schlecht?Miden mi bulanıyor? (Kendini kötü mü hissediyorsun?)

Akılda tutun: Sıcak, soğuk ve bulantı → mir ist heiß / kalt / schlecht. Her bedensel durum böyle değildir: Ich bin müde, Ich bin hungrig.

İsimler (Nomen)

das Kleid ve die Kleidung farkı

das Kleid (çoğulu die Kleider) kadın elbisesidir. Çoğul die Kleider ayrıca genel olarak «giysiler» demektir. die Kleidung toplu bir isimdir: giyim, kıyafetler; çoğulu kullanılmaz.
AlmancaTürkçe
Sie trägt heute ein rotes Kleid.Bugün kırmızı bir elbise giyiyor.
Im Winter braucht man warme Kleidung.Kışın sıcak kıyafet gerekir.
Ich habe meine Kleider in den Schrank gehängt.Giysilerimi dolaba astım.

Akılda tutun: Bir tek elbise → das Kleid; genel olarak giyim → die Kleidung.

Ayrıntılı anlatım: Almanca kıyafetler

Alıştırmalar

Her cümlede doğru kelimeyi seçin. Doğru cevaptan sonra kısa kural notu açılır.

1

Verben

Fiillerden doğru olanı seçin.

… du meinen Bruder?

Ich … nicht, wo der Bahnhof ist.

Ich … Schokolade sehr.

Ich … einen Tee, bitte.

Mein Opa ist 92 und … noch.

Heute Abend … ich für den Test.

Ich … mit dem Zug nach München.

Kannst du mir …, wie spät es ist?

Ich gehe heute ….

Am Sonntag … wir meine Oma.

Ich … nach Berlin gefahren.

Wir … gestern Pizza gegessen.

2

Konjunktionen und Adverbien

Bağlaç ya da zarfı seçin.

… ich klein war, hatte ich einen Hund.

… ich Zeit habe, gehe ich schwimmen.

Weißt du, … der Kurs heute stattfindet?

Ich bleibe heute zu Hause, … ich bin müde.

Ich glaube, … er heute kommt.

Das Auto, … dort steht, gehört mir.

Bist du … fertig? — Nein, noch nicht.

Keine Eile! Es ist … sieben Uhr.

Das Buch kostet 15 Euro, aber ich habe … zehn Euro dabei.

Sie hat … Freunde in Berlin.

Ich habe heute nicht … Zeit.

Er ist größer … sein Bruder.

3

Präpositionen und Anrede

Edatı ya da hitabı seçin.

Ich komme … der Türkei.

Ich komme gerade … Arzt.

Es ist spät, ich gehe jetzt ….

Am Wochenende bin ich ….

Ich lerne … drei Jahren Deutsch.

Ich bin … zwei Wochen angekommen.

Der Film beginnt … 20 Uhr.

Wir fahren … Juli in Urlaub.

…, wo ist hier die Toilette?

Herr Weber, … Sie heute Zeit?

Maria besucht … Eltern.

Kinder, … seid heute sehr leise.

Ich … morgen mit meiner Oma.

Der Hund … sein Futter.

Ich entschuldige mich … dir.

Die Reise kostet … 500 Euro.

Möchtest du … trinken?

Ich möchte bitte ….

Mach bitte das Fenster zu, … ist kalt.

Im Winter braucht man warme ….

1 / 3

Sıkça Sorulan Sorular

Almancada kennen ve wissen arasındaki fark nedir?

kennen bir kişiyi, yeri ya da şeyi tanımaktır ve arkasından isim gelir: Ich kenne Anna. wissen bir bilgiyi bilmektir ve arkasından çoğunlukla yan cümle gelir: Ich weiß, wo Anna wohnt.

als ile wenn ne zaman kullanılır?

Geçmişte bir kez olan olay ya da dönem için als: Als ich klein war … Şimdi ve gelecek için, geçmişte ise tekrar eden olaylar için wenn: Wenn ich Zeit habe … / Immer wenn er kam … Soru sözcüğü «ne zaman» ise wann.

denn ile weil aynı anlama mı gelir?

Anlam aynıdır (çünkü), sözcük sırası farklıdır. weil yan cümle kurar ve çekimli fiil sona gider: weil ich krank bin. denn iki ana cümleyi bağlar, sıra değişmez: denn ich bin krank.

möchten ile wollen farkı nedir?

İkisi de istemektir. möchten kibar ve yumuşaktır, sipariş ve ricada kullanılır. wollen kesin istek ve plandır; bir başkasından bir şey isterken kaba duyulabilir.

seit ile vor arasındaki fark nedir?

seit «-den beri»dir; şimdiye kadar süren bir durumda fiil genellikle şimdiki zamandadır: Ich wohne seit 2020 hier. vor bir süreyle «… önce» demektir ve geçmişteki bir zaman noktasını verir: Ich bin vor zwei Jahren umgezogen.

Ayrı sayfası olan karışık çiftler

A1 Beceri Sınavı
Bu seviyede kendini sına
Goethe formatında okuma, dinleme, yazma ve konuşma testleri — ücretsiz ve anında puanlı.
Sınava Git →
Ücretsiz · Cep RehberiSeviyene göre ücretsiz Cep RehberiSeviyene uygun ücretsiz Cep Rehberi PDF'ini seç ve hemen indir — ya da hepsini al.

OYUNLARLA ÖĞREN
Öğrendiğini oyunla pekiştir
Ücretsiz tarayıcı oyunları · kurulum yok · seviyene göre seç
Oyunlara Git →

Sıradaki adım

Benzer Yazılar