Restoranda Almanca — Sipariş Verme, Masa Ayırtma ve Hesap İsteme (A1–A2)
Restoranda Almanca Masa ayırtma, sipariş verme, garsonun soruları ve hesap
Almanya’da bir restorana girdiğinde konuşma hep aynı sırayla ilerler: masa, içecek, yemek, hesap. Her aşamada garsonun soracağı birkaç soru ve senin vereceğin birkaç cevap var. Bu sayfa o sırayı izliyor; en sonda baştan sona bir restoran diyaloğu var.
Sipariş verirken asıl işi üç kalıp görüyor: Ich hätte gern …, Ich nehme … ve Für mich bitte …. Bunları ve eril isimlerdeki einen kuralını öğrendiğinde menüdeki hangi yemeği istersen isteyebilirsin. Hesap ve bahşiş kısmında da Türkiye’den farklı bir alışkanlık var; onu da aşağıda anlattım.
1. Masa ayırtmak ve içeri girmek
| Almanca | Türkçe |
|---|---|
| Ich möchte für Samstag einen Tisch reservieren. | Cumartesi için bir masa ayırtmak istiyorum. |
| Für wie viele Personen? | Kaç kişilik? (garson sorar) |
| Für vier Personen, um 19 Uhr. | Dört kişilik, saat 19.00’da. |
| Auf welchen Namen? | Hangi isimle? (garson sorar) |
| Ich habe einen Tisch auf den Namen Kaya reserviert. | Kaya adına bir masa ayırttım. |
| Haben Sie einen Tisch für zwei Personen frei? | İki kişilik boş masanız var mı? |
| Ist dieser Platz noch frei? | Bu yer boş mu? |
| Können wir draußen sitzen? | Dışarıda oturabilir miyiz? |
Masaya kendin mi oturursun?
Bitte warten Sie hier. Sie werden platziert.
Sıradan bir restoranda ya da kafede boş bir masaya kendin oturabilirsin. Girişte bu tabela varsa garsonun seni masaya götürmesini beklersin.
2. Garsonun soruları
Garsonun cümlelerini tanımak en az kendi cümlelerini kurmak kadar işe yarar. Aşağıdakileri neredeyse her restoranda duyarsın:
| Almanca | Türkçe |
|---|---|
| Was möchten Sie trinken? | Ne içmek istersiniz? |
| Still oder mit Kohlensäure? | Gazsız mı, gazlı mı? (su isteyince) |
| Haben Sie schon gewählt? | Seçtiniz mi? |
| Möchten Sie schon bestellen? | Sipariş vermek ister misiniz? |
| Was darf ich Ihnen bringen? | Size ne getireyim? |
| Sonst noch etwas? | Başka bir şey? |
| Hat es Ihnen geschmeckt? | Beğendiniz mi? Yemek güzel miydi? |
| Darf es noch ein Dessert sein? | Tatlı alır mıydınız? |
| Zusammen oder getrennt? | Hesap birlikte mi, ayrı mı? |
«Hat es geschmeckt?» ve «Guten Appetit!» sorusuna cevap
Ja, danke, sehr gut! · Guten Appetit! · Danke, gleichfalls!
gleichfalls «size de, sana da» demek. Masadaki biri ya da garson afiyet olsun dediğinde en doğal cevap bu.
3. Sipariş vermek
Sipariş verirken Ich hätte gern …, Ich nehme … ve Für mich bitte … kalıplarının üçü de kibar. Ich will … ise sipariş verirken kaba kaçar; Türkçedeki «istiyorum»u birebir çevirme.
| Almanca | Türkçe |
|---|---|
| Die Speisekarte, bitte. | Menüyü alabilir miyim? |
| Was können Sie empfehlen? | Ne tavsiye edersiniz? |
| Was ist das Tagesgericht? | Günün yemeği ne? |
| Ich hätte gern eine Tomatensuppe. | Bir domates çorbası rica ediyorum. |
| Ich nehme das Schnitzel mit Pommes. | Patates kızartmalı şnitzel alıyorum. |
| Für mich bitte einen Salat. | Bana bir salata lütfen. |
| Einmal Apfelschorle und zweimal Cola, bitte. | Bir elmalı şorle, iki kola lütfen. |
| Ist das scharf? | Bu acı mı? |
| Ist da Schweinefleisch drin? | İçinde domuz eti var mı? |
| Gibt es auch vegetarische Gerichte? | Vejetaryen yemekleriniz de var mı? |
| Ohne Zwiebeln, bitte. | Soğansız lütfen. |
| Ich bin allergisch gegen Nüsse. | Kuruyemişe alerjim var. |
Akkusativ’i unutma: einen Salat, einen Kaffee
Ich nehme einen Salat. · Ich hätte gern einen Tee. · Für mich bitte den Fisch.
nehmen ve haben nesnelerini Akkusativ’e alır. Eril isimlerde artikel değişir: der Salat → einen Salat, der Kaffee → einen Kaffee. Dişil ve nötr isimlerde değişiklik yok: eine Suppe, ein Wasser. hätte gern kalıbının arkasındaki kibarlık kipini alıştırmayla pekiştirmek için: Konjunktiv II ile kibar rica.
4. Menüdeki kelimeler
| Almanca | Türkçe |
|---|---|
| die Speisekarte | menü, yemek listesi |
| die Getränkekarte | içecek listesi |
| die Vorspeise | başlangıç, meze |
| das Hauptgericht | ana yemek |
| die Beilage | garnitür, yanında gelen |
| der Nachtisch | tatlı |
| das Tagesgericht | günün yemeği |
| das Leitungswasser | musluk suyu |
| der Kellner, die Kellnerin | garson |
| das Besteck | çatal bıçak takımı |
| die Rechnung | hesap |
| das Trinkgeld | bahşiş |
Yiyecek ve içecek adlarının geniş listesi için Essen und Trinken, yemeği anlatan sıfatlar için yemek sıfatları sayfasına bakabilirsin.
5. Bir sorun olduğunda
| Almanca | Türkçe |
|---|---|
| Entschuldigung, das habe ich nicht bestellt. | Pardon, bunu sipariş etmedim. |
| Die Suppe ist leider kalt. | Çorba maalesef soğuk. |
| Wir warten schon sehr lange. | Çok uzun zamandır bekliyoruz. |
| Könnten wir noch etwas Brot bekommen? | Biraz daha ekmek alabilir miyiz? |
| Könnte ich bitte eine Gabel haben? | Bir çatal alabilir miyim? |
Garsonu nasıl çağırırsın?
Entschuldigung! · Entschuldigen Sie bitte!
Göz teması kur ya da elini hafifçe kaldırıp Entschuldigung! de. «Kellner!» diye seslenmek kaba kaçar; eskiden kullanılan «Herr Ober!» ise bugün pek duyulmaz. Entschuldigung’un öteki kullanımları: teşekkür etme ve özür dileme.
6. Hesap ve bahşiş
| Almanca | Türkçe |
|---|---|
| Die Rechnung, bitte. | Hesap lütfen. |
| Wir möchten bitte zahlen. | Hesabı alabilir miyiz? (Ödemek istiyoruz.) |
| Zusammen, bitte. | Birlikte lütfen. |
| Getrennt, bitte. | Ayrı ayrı lütfen. |
| Kann ich mit Karte zahlen? | Kartla ödeyebilir miyim? |
| Stimmt so. | Üstü kalsın. |
Bahşiş masaya bırakılmaz, öderken söylenir
Almanya’da garson hesabı masada alır. Ödeme yaparken bahşişle birlikte ne kadar ödemek istediğini söylersin, garson da üstünü ona göre verir. Hesap 27,40 avroysa ve 30 avro ödemek istiyorsan «Machen Sie 30» dersin; üstünü hiç istemiyorsan Stimmt so. Arkadaşlarla yemekte herkesin kendi payını ödemesi de yaygın; garsonun Zusammen oder getrennt? sorusu bundan.
7. Baştan sona bir restoran diyaloğu
Türkçe konuşanların takıldığı yerler
1. «istiyorum»u birebir çevirmek
❌ Ich will einen Kaffee. → ✅ Ich hätte gern einen Kaffee.
Ich will dilbilgisi olarak doğru ama sipariş verirken buyurgan duyulur.
2. Eril isimde Akkusativ’i unutmak
❌ Ich nehme ein Salat. → ✅ Ich nehme einen Salat.
3. «Hesap» yerine Konto demek
❌ Das Konto, bitte. → ✅ Die Rechnung, bitte.
das Konto banka hesabıdır. Restoranda ödenen hesap die Rechnung.
Kendini yokla
Garson «Zusammen oder getrennt?» diye sordu. Ne soruyor?
Hesabı birlikte mi yoksa ayrı ayrı mı ödeyeceğinizi.
Boşluğu doldur: Ich hätte gern ____ Kaffee.
einen. der Kaffee eril; hätte gern nesnesini Akkusativ’e alır.
Hesap 18,60 avro. 20 avro veriyorsun ve üstünü istemiyorsun. Ne dersin?
Stimmt so. ya da Machen Sie 20.
Biri sana «Guten Appetit!» dedi. Nasıl cevap verirsin?
Danke, gleichfalls! (Teşekkürler, size de.)
Sıkça Sorulan Sorular
Restoranda Almanca nasıl sipariş verilir?
En yaygın ve kibar kalıplar Ich hätte gern, Ich nehme ve Für mich bitte: Ich hätte gern eine Suppe. Eril isimlerde Akkusativ unutulmamalı: einen Salat, einen Kaffee. Ich will kalıbı sipariş verirken kaba kaçar.
Almancada hesap lütfen nasıl denir?
Die Rechnung, bitte ya da Wir möchten bitte zahlen denir. Garson çoğu zaman Zusammen oder getrennt? diye sorar; birlikte ödemek için Zusammen, ayrı ödemek için Getrennt dersin.
Almanya’da restoranda bahşiş nasıl verilir?
Bahşiş masaya bırakılmaz, ödeme sırasında verilir. Garsona bahşiş dahil ödemek istediğin tutarı söylersin: hesap 27,40 avroysa Machen Sie 30 dersin. Üstünü istemiyorsan Stimmt so dersin.
İçinde domuz eti var mı Almanca nasıl sorulur?
Ist da Schweinefleisch drin? diye sorulur. Vejetaryen yemek sormak için Gibt es auch vegetarische Gerichte?, alerji için Ich bin allergisch gegen Nüsse gibi bir cümle kullanılır.
