|

Almanca Sıfatlar ve Zıt Anlamlıları — 82 Çift, Sesli Örnek Cümlelerle (A1–B1)

A1–B1Almanca kelime bilgisi

Almanca sıfatlar ve zıt anlamlılarıAdjektive und ihre Gegenteile

Sıfatları çiftler hâlinde öğrenmek akılda tutmayı kolaylaştırır: groß derken klein da gelir. Bu sayfada 82 zıt anlamlı çift konulara göre sıralı; her çiftte iki sıfatı birlikte kullanan bir örnek cümle ve Türkçesi var. Almanca kelimelere ve cümlelere dokunursanız sesli dinlersiniz. Sonda dört alıştırma var.

82 çift7 konusesli örnek cümleler4 alıştırma

⬇ Sıfatlar listesi PDF (A1–B1)

Boyut, biçim ve ağırlık

groß↔kleinA1

büyük ↔ küçük

Unser Haus ist groß, aber die Küche ist klein.

Evimiz büyük ama mutfak küçük.

lang↔kurzA1

uzun ↔ kısa

Der Film war lang, die Pause war kurz.

Film uzundu, ara kısaydı.

hoch↔niedrigB1

yüksek ↔ alçak

Der Turm ist hoch, die Mauer daneben ist niedrig.

Kule yüksek, yanındaki duvar alçak.

breit↔schmalB1

geniş ↔ dar

Die Straße ist breit, aber der Weg zum Strand ist schmal.

Cadde geniş ama sahile giden yol dar.

dick↔dünnA2

kalın ↔ ince

Das Wörterbuch ist dick, das Heft ist dünn.

Sözlük kalın, defter ince.

schwer↔leichtA1

ağır ↔ hafif

Der Koffer ist schwer, die Tasche ist leicht.

Bavul ağır, çanta hafif.

tief↔flachB1

derin ↔ sığ

Hier ist das Wasser tief, am Ufer ist es flach.

Burada su derin, kıyıda sığ.

eng↔weitA2

dar ↔ bol (giysi)

Die Hose ist zu eng, aber das Hemd ist schön weit.

Pantolon fazla dar ama gömlek rahat, bol.

gerade↔krummB1+

düz ↔ eğri

Der Nagel war gerade, jetzt ist er krumm.

Çivi düzdü, şimdi eğri.

rund↔eckigB1

yuvarlak ↔ köşeli

Der Tisch in der Küche ist rund, der im Wohnzimmer ist eckig.

Mutfaktaki masa yuvarlak, salondaki köşeli.

ganz↔halbA2

bütün ↔ yarım

Ich nehme keine ganze Pizza, nur eine halbe.

Bütün bir pizza değil, yalnız yarım pizza alıyorum.

schlank↔molligB1+

zayıf, ince yapılı ↔ tombul

Früher war sie schlank, heute ist sie etwas mollig.

Eskiden ince yapılıydı, şimdi biraz tombul.

kräftig↔zierlichB1+

iri yapılı, güçlü ↔ narin

Der Vater ist kräftig, seine Tochter ist eher zierlich.

Baba iri yapılı, kızı ise daha narin.

Nitelik ve değer

gut↔schlechtA1

iyi ↔ kötü

Das Essen war gut, aber der Service war schlecht.

Yemek iyiydi ama servis kötüydü.

schön↔hässlichA2

güzel ↔ çirkin

Die Altstadt ist schön, die neuen Hochhäuser finde ich hässlich.

Eski şehir güzel, yeni gökdelenleri çirkin buluyorum.

neu↔altA1

yeni ↔ eski

Mein Handy ist neu, mein Laptop ist schon alt.

Telefonum yeni, dizüstü bilgisayarım artık eski.

jung↔altA1

genç ↔ yaşlı

Die Lehrerin ist jung, der Hausmeister ist schon alt.

Öğretmen genç, okulun hademesi artık yaşlı.

teuer↔billigA1

pahalı ↔ ucuz

Das Hotel war teuer, das Essen war billig.

Otel pahalıydı, yemek ucuzdu.

teuer↔günstigA1

pahalı ↔ uygun fiyatlı

Neue Autos sind teuer, gebrauchte sind oft günstig.

Yeni arabalar pahalı, ikinci elleri çoğu zaman uygun fiyatlı.

richtig↔falschA1

doğru ↔ yanlış

Die erste Antwort ist richtig, die zweite ist falsch.

İlk cevap doğru, ikincisi yanlış.

einfach↔schwierigA2

kolay, basit ↔ zor

Die erste Aufgabe war einfach, die zweite war schwierig.

İlk görev kolaydı, ikincisi zordu.

interessant↔langweiligA2

ilginç ↔ sıkıcı

Das Buch war interessant, aber der Film war langweilig.

Kitap ilginçti ama film sıkıcıydı.

spannend↔langweiligA2

heyecanlı, sürükleyici ↔ sıkıcı

Das Fußballspiel war nicht langweilig, es war sehr spannend.

Futbol maçı sıkıcı değildi, çok heyecanlıydı.

toll↔schrecklichA2

harika ↔ berbat

Der Urlaub war toll, nur das Wetter war schrecklich.

Tatil harikaydı, yalnız hava berbattı.

modern↔altmodischB1+

modern ↔ eski moda

Ihre Wohnung ist modern, die Möbel ihrer Eltern sind altmodisch.

Onun evi modern, anne babasının mobilyaları eski moda.

gleich↔verschiedenA2

aynı ↔ farklı

Die zwei Jacken sind nicht gleich, sie haben verschiedene Farben.

İki ceket aynı değil, renkleri farklı.

berühmt↔unbekanntA2

ünlü ↔ tanınmayan

Heute ist der Sänger berühmt, vor zehn Jahren war er unbekannt.

Bugün şarkıcı ünlü, on yıl önce tanınmıyordu.

sicher↔gefährlichA2

güvenli ↔ tehlikeli

Der Radweg ist sicher, die Landstraße ist gefährlich.

Bisiklet yolu güvenli, şehirlerarası yol tehlikeli.

mild↔scharfB1

acısız, hafif ↔ acı

Die Soße für die Kinder ist mild, meine ist scharf.

Çocukların sosu acısız, benimki acı.

Duyular: ses, ışık, sıcaklık, tat ve dokunma

laut↔leiseA1

gürültülü, yüksek sesli ↔ sessiz, alçak sesli

Im Klassenzimmer war es laut, in der Bibliothek ist es leise.

Sınıfta gürültü vardı, kütüphanede ortam sessiz.

hell↔dunkelA2

aydınlık ↔ karanlık

Im Sommer ist es um neun Uhr noch hell, im Winter schon dunkel.

Yazın saat dokuzda hava hâlâ aydınlık, kışın çoktan karanlık.

warm↔kaltA2

sıcak, ılık ↔ soğuk

Drinnen ist es warm, draußen ist es kalt.

İçerisi sıcak, dışarısı soğuk.

heiß↔kaltA2

çok sıcak ↔ soğuk

Ich trinke den Tee heiß und das Wasser kalt.

Çayı sıcak, suyu soğuk içerim.

warm↔kühlA2

ılık ↔ serin

Der Tag war warm, aber der Abend war kühl.

Gündüz ılıktı ama akşam serindi.

sonnig↔bewölktA2

güneşli ↔ bulutlu

Am Morgen war es sonnig, am Nachmittag bewölkt.

Sabah hava güneşliydi, öğleden sonra bulutlu.

weich↔hartA2

yumuşak ↔ sert

Das Bett im Hotel war weich, das Sofa war hart.

Oteldeki yatak yumuşaktı, kanepe sertti.

süß↔sauerA2

tatlı ↔ ekşi

Die Erdbeeren sind süß, die Zitrone ist sauer.

Çilekler tatlı, limon ekşi.

süß↔bitterA2

tatlı ↔ acı (tat)

Milchschokolade ist süß, dunkle Schokolade ist eher bitter.

Sütlü çikolata tatlı, bitter çikolata ise daha acı.

süß↔salzigB1

tatlı ↔ tuzlu

Der Kuchen ist süß, die Brezel ist salzig.

Kek tatlı, Brezel (tuzlu Alman çöreği) tuzlu.

nass↔trockenA2

ıslak ↔ kuru

Meine Jacke ist nass, aber die Schuhe sind trocken.

Ceketim ıslak ama ayakkabılar kuru.

sauber↔schmutzigA2

temiz ↔ kirli

Die Teller sind sauber, die Gläser sind noch schmutzig.

Tabaklar temiz, bardaklar hâlâ kirli.

roh↔gekochtB1

çiğ ↔ pişmiş

Karotten kann man roh oder gekocht essen.

Havuç çiğ de pişmiş de yenebilir.

lockig↔glattB1+

kıvırcık ↔ düz (saç)

Ihre Haare sind lockig, seine sind glatt.

Onun (kadının) saçları kıvırcık, onunkiler (adamın) düz.

blass↔gebräuntB1+

solgun ↔ bronzlaşmış

Nach dem Winter war er blass, nach dem Urlaub ist er gebräunt.

Kıştan sonra solgundu, tatilden sonra bronzlaşmış.

Zaman, hız ve sıklık

schnell↔langsamA1

hızlı ↔ yavaş

Der Zug ist schnell, der Bus ist langsam.

Tren hızlı, otobüs yavaş.

früh↔spätA2

erken ↔ geç

Ich stehe früh auf und gehe spät ins Bett.

Erken kalkar, geç yatarım.

häufig↔seltenB1

sık ↔ nadir

Im Herbst regnet es hier häufig, im Sommer selten.

Burada sonbaharda sık sık, yazın nadiren yağmur yağar.

nah↔weitB1+

yakın ↔ uzak

Der Supermarkt ist nah, der Bahnhof ist weit weg.

Süpermarket yakın, istasyon uzak.

Durum

voll↔leerA2

dolu ↔ boş

Der Kühlschrank ist leer, der Einkaufswagen ist voll.

Buzdolabı boş, alışveriş arabası dolu.

offen↔geschlossenA2

açık ↔ kapalı

Die Bäckerei ist schon offen, die Apotheke ist noch geschlossen.

Fırın çoktan açık, eczane hâlâ kapalı.

frei↔besetztA1

boş (yer) ↔ dolu (yer)

Der Platz am Fenster ist besetzt, aber der am Gang ist noch frei.

Pencere kenarındaki yer dolu ama koridor tarafındaki hâlâ boş.

satt↔hungrigB1

tok ↔ aç

Nach dem Mittagessen bin ich satt, am Abend bin ich wieder hungrig.

Öğle yemeğinden sonra tokum, akşam yine açım.

müde↔wachA2

yorgun, uykulu ↔ uyanık

Am Morgen bin ich müde, nach dem Kaffee bin ich wach.

Sabah uykuluyum, kahveden sonra uyanığım.

gesund↔krankA2

sağlıklı ↔ hasta

Letzte Woche war ich krank, jetzt bin ich wieder gesund.

Geçen hafta hastaydım, şimdi yine sağlıklıyım.

reich↔armA2

zengin ↔ fakir

Das Land ist reich, aber viele Menschen dort sind arm.

Ülke zengin ama oradaki birçok insan fakir.

stark↔schwachA2

güçlü ↔ güçsüz

Nach der Grippe war er schwach, heute ist er wieder stark.

Gripten sonra güçsüzdü, bugün yine güçlü.

ledig↔verheiratetA1

bekâr ↔ evli

Mein Bruder ist ledig, meine Schwester ist verheiratet.

Erkek kardeşim bekâr, kız kardeşim evli.

erlaubt↔verbotenA2

izin verilen ↔ yasak

Fotos sind erlaubt, aber Blitzlicht ist verboten.

Fotoğraf çekmek serbest ama flaş yasak.

İnsan: kişilik ve duygu

fleißig↔faulA2

çalışkan ↔ tembel

Meine Schwester ist fleißig, mein Bruder ist ein bisschen faul.

Kız kardeşim çalışkan, erkek kardeşim biraz tembel.

glücklich↔traurigA2

mutlu ↔ üzgün

Bei der Hochzeit waren alle glücklich, beim Abschied waren sie traurig.

Düğünde herkes mutluydu, vedalaşırken üzgündüler.

mutig↔feigeB1+

cesur ↔ korkak

Im Film ist der Held mutig, sein Freund ist feige.

Filmde kahraman cesur, arkadaşı korkak.

klug↔dummA2

akıllı ↔ aptal, aptalca

Das war keine dumme Frage, sondern eine kluge.

Bu aptalca bir soru değil, akıllıca bir soruydu.

lustig↔ernstB1

eğlenceli, komik ↔ ciddi

Mein Onkel ist immer lustig, meine Tante ist eher ernst.

Amcam hep eğlencelidir, yengem daha çok ciddidir.

großzügig↔geizigB1+

cömert ↔ cimri

Sie ist großzügig und lädt alle ein, ihr Mann ist geizig.

O (kadın) cömert, herkese ısmarlar; kocası cimri.

gestresst↔entspanntB1+

stresli ↔ rahat, gevşemiş

Vor der Prüfung war ich gestresst, jetzt bin ich entspannt.

Sınavdan önce stresliydim, şimdi rahatım.

un- ile kurulan zıtlar

un- kuralı: Bazı sıfatların başına un- gelince anlam tersine döner: freundlich → unfreundlich, möglich → unmöglich.

  • Her sıfata gelmez: groß, alt, schnell gibi sıfatların un- biçimi yoktur; zıtları ayrı kelimedir (klein, neu/jung, langsam).
  • Emin değilseniz sözlükte un- biçiminin olup olmadığına bakın.
ruhig↔unruhigA1

sakin ↔ huzursuz

Am Tag war das Baby ruhig, in der Nacht war es unruhig.

Bebek gündüz sakindi, gece huzursuzdu.

bequem↔unbequemA2

rahat ↔ rahatsız

Die alten Schuhe waren bequem, die neuen sind unbequem.

Eski ayakkabılar rahattı, yeniler rahatsız.

höflich↔unhöflichB1

kibar ↔ kaba

Der Kellner war höflich, der Gast war unhöflich.

Garson kibardı, müşteri kabaydı.

möglich↔unmöglichA1

mümkün ↔ imkânsız

Ein Termin am Montag ist möglich, am Dienstag ist es unmöglich.

Pazartesi randevu mümkün, salı imkânsız.

wichtig↔unwichtigA1

önemli ↔ önemsiz

Diese E-Mail ist wichtig, die anderen sind unwichtig.

Bu e-posta önemli, ötekiler önemsiz.

bekannt↔unbekanntA1

tanınan, bilinen ↔ bilinmeyen

Das Lied ist in Deutschland bekannt, in der Türkei ist es unbekannt.

Şarkı Almanya’da biliniyor, Türkiye’de bilinmiyor.

geduldig↔ungeduldigB1+

sabırlı ↔ sabırsız

Der Lehrer ist geduldig, aber die Kinder sind ungeduldig.

Öğretmen sabırlı ama çocuklar sabırsız.

ordentlich↔unordentlichB1

düzenli ↔ dağınık

Ihr Schreibtisch ist ordentlich, seiner ist unordentlich.

Onun (kadının) masası düzenli, onunki (adamın) dağınık.

freundlich↔unfreundlichA2

güler yüzlü ↔ soğuk, kaba

Die Verkäuferin war freundlich, der Mann an der Kasse war unfreundlich.

Satış görevlisi güler yüzlüydü, kasadaki adam soğuktu.

pünktlich↔unpünktlichA1

dakik ↔ dakik olmayan

Anna ist immer pünktlich, ihr Freund ist oft unpünktlich.

Anna hep dakiktir, erkek arkadaşı çoğu zaman dakik değildir.

zufrieden↔unzufriedenA1

memnun ↔ memnun değil

Mit dem Zimmer waren wir zufrieden, mit dem Frühstück unzufrieden.

Odadan memnunduk, kahvaltıdan memnun değildik.

zuverlässig↔unzuverlässigB1

güvenilir ↔ güvenilmez

Das alte Auto war unzuverlässig, das neue ist zuverlässig.

Eski araba güvenilmezdi, yenisi güvenilir.

sympathisch↔unsympathischA2

sempatik ↔ itici

Der neue Nachbar ist sympathisch, der alte war unsympathisch.

Yeni komşu sempatik, eskisi iticiydi.

ehrlich↔unehrlichB1

dürüst ↔ dürüst olmayan

Eine ehrliche Antwort ist besser als eine unehrliche.

Dürüst bir cevap, dürüst olmayan bir cevaptan iyidir.

praktisch↔unpraktischA2

pratik, kullanışlı ↔ kullanışsız

Auf der Reise ist der Rucksack praktisch, der Koffer ist unpraktisch.

Yolculukta sırt çantası kullanışlı, bavul kullanışsız.

beliebt↔unbeliebtA2

sevilen ↔ sevilmeyen

Sport ist bei vielen Schülern beliebt, Mathematik ist oft unbeliebt.

Beden eğitimi birçok öğrencinin sevdiği ders, matematik çoğu zaman sevilmiyor.

typisch↔untypischA2

tipik ↔ alışılmadık

Regen ist im April typisch, Schnee im Mai ist untypisch.

Nisanda yağmur tipiktir, mayısta kar alışılmadıktır.

Dikkat: bir sıfatın birden çok zıttı olabilir

Zıt anlam bağlama göre değişir. Önce neyi anlattığınıza bakın: eşya mı, insan mı, yiyecek mi?

alt ↔ neu (eşya: neues Handy) · jung (insan: junger Mann)
süß ↔ sauer (Zitrone) · bitter (Kaffee, Schokolade) · salzig (Brezel, Chips)
langweilig ↔ interessant (Buch, Thema) · spannend (Spiel, Krimi)
teuer ↔ billig (ucuz; bazen «kalitesiz» çağrışımı) · günstig (uygun fiyatlı; olumlu)
kalt ↔ warm (ılık, sıcak) · heiß (çok sıcak)

Alıştırmalar

1

Was ist das Gegenteil?

Her sıfatın zıt anlamlısını seçin. Kontrol edince doğru bildiğiniz sorularda kısa açıklama görünür.

Das Gegenteil von leer?

Das Gegenteil von früh?

Das Gegenteil von billig?

Das Gegenteil von schmal?

Das Gegenteil von faul?

Das Gegenteil von hart?

Das Gegenteil von feige?

Das Gegenteil von selten?

Das Gegenteil von verboten?

Das Gegenteil von krumm?

2

Ergänze das Gegenteil.

Cümleyi zıt anlamlı sıfatla tamamlayın: boşluğa dokunun, sonra aşağıdan kelimeyi seçin. Her kelime bir kez kullanılır; iki kelime fazla.

Der Kaffee ist nicht heiß, er ist schon . Die Tür ist nicht offen, sie ist . Das Zimmer ist nicht hell, es ist ziemlich . Die Aufgabe war nicht schwierig, sie war ganz . Der Platz ist nicht frei, er ist . Das Wasser ist hier nicht tief, es ist .

3

Schreib das Gegenteil mit un-.

Soldaki sıfatın başına un- ekleyerek zıttını yazın. Küçük harfle yazın; büyük/küçük harf önemlidir.

freundlichDer Kellner war nicht freundlich, er war .

pünktlichDer Bus kommt oft zu spät, er ist .

bequemDer Stuhl ist hart und .

wichtigDiese Frage ist nicht wichtig, sie ist .

zufriedenMit dem Essen war sie nicht zufrieden, sie war .

möglichBei diesem Wetter ist ein Ausflug .

4

Welches Gegenteil passt hier?

Aynı sıfatın zıttı bağlama göre değişir. Boşluğa uyanı seçin.

Mein Handy ist alt. Ich brauche ein … Handy.

Der Mann ist alt, seine Frau ist noch ….

Die Brezel ist nicht süß, sie ist ….

Die Zitrone ist nicht süß, sie ist ….

Kaffee ohne Zucker ist nicht süß, er ist ….

1 / 4

Sıkça Sorulan Sorular

Almancada zıt anlamlı sıfat nasıl yapılır?

Çoğu sıfatın kendine ait bir zıttı vardır ve onu ayrı bir kelime olarak öğrenmek gerekir: groß ↔ klein, teuer ↔ billig. Bir grup sıfatta ise un- ön eki anlamı tersine çevirir: freundlich → unfreundlich, möglich → unmöglich.

un- ön eki her sıfata gelir mi?

Hayır. un- yalnız belirli sıfatlarla kullanılır; groß ya da alt gibi sıfatların un- biçimi yoktur, zıtları ayrı kelimelerdir. Bir sıfatın un- ile kurulup kurulmadığını sözlükte kontrol edin.

alt kelimesinin zıttı neu mu, jung mu?

İkisi de, bağlama göre değişir: eşya için alt ↔ neu (ein neues Handy), insan için alt ↔ jung (ein junger Mann).

Sayfadaki A1, A2, B1 seviyeleri neye göre verildi?

Goethe Enstitüsü’nün resmî kelime listelerine (Start Deutsch 1, Goethe-Zertifikat A2 ve B1) göre. un- ile türeyen sıfatlar kökün seviyesini alır. Üç listede de olmayan sıfatlar «B1+» olarak işaretlendi; bu, kelimenin B2 olduğu anlamına gelmez, yalnız bu listelerde geçmediğini gösterir.

Bu sıfatların listesi PDF olarak var mı?

Evet. A1–B1 sıfat listesi PDF’inde 50 zıt anlamlı çift de var; Almanca sıfatlar sayfasından indirebilirsiniz.

İlgili sayfalar



A1 Beceri Sınavı
Bu seviyede kendini sına
Goethe formatında okuma, dinleme, yazma ve konuşma testleri — ücretsiz ve anında puanlı.
Sınava Git →
Ücretsiz · Cep RehberiSeviyene göre ücretsiz Cep RehberiSeviyene uygun ücretsiz Cep Rehberi PDF'ini seç ve hemen indir — ya da hepsini al.

OYUNLARLA ÖĞREN
Öğrendiğini oyunla pekiştir
32 ücretsiz tarayıcı oyunu · 43 rozet · A1–C1
Oyunlara Git →

Sıradaki adım

Benzer Yazılar