Almanca C2 Hikâye: Das Archiv (Arşiv) — Sesli, Türkçesiyle ve Alıştırmalarıyla
Das ArchivArşiv
- Uzun Konjunktiv I zinciri ve edilgen: … gezwungen worden seien
- Dilek bildiren Konjunktiv I: Wer diesen Brief finde, möge wissen …
- Resmî, nesnel bir bulgu kaydı yazmak
Hikâye
Es gibt Berufe, die einen lehren, geduldig zu sein, und solche, die einen lehren, dass Geduld nicht genügt; die Archivarin Johanna Reuter hatte beide Lektionen in derselben Stelle gelernt. Seit einundzwanzig Jahren verwaltete sie im Kellergeschoss des Stadtarchivs Nachlässe, die niemand je angefordert hatte. Darunter waren Rechnungsbücher längst vergessener Kolonialwarenhändler, Protokolle von Gesangsvereinen, deren letzte Mitglieder gestorben waren, und Liebesbriefe, die ihren Empfänger nie erreicht hatten. Man hätte meinen können, sie sei die Hüterin eines Friedhofs; sie selbst sah sich eher als Gastgeberin von Stimmen, die darauf warteten, dass ihnen jemand zuhörte. An einem verregneten Donnerstag im März stieß sie beim Umlagern eines Bestandes auf einen Umschlag, der nicht dorthin gehörte. Er steckte zwischen den Seiten eines Grundbuchs aus dem Jahr 1938, war unfrankiert und trug in sauberer Sütterlinschrift die Aufschrift: „Zu öffnen, wenn jemand fragt.“ Johanna zögerte, was selten vorkam. Vorschriften gab es für fast alles, nur nicht für Briefe, die sich an eine Zukunft richteten, von der sie nicht wussten, wer sie sein würde. Der Brief stammte von einem Notariatsgehilfen namens Friedrich Albers, und er war, wie sich herausstellte, ein Geständnis. Er habe, so schrieb er in gewundenen, beinahe entschuldigenden Sätzen, bei der Umschreibung eines Hauses geholfen, dessen jüdische Eigentümer zum Verkauf gezwungen worden seien. Er habe es getan, weil er Angst gehabt habe – nicht vor Strafe, sondern davor, aufzufallen. Wer diesen Brief finde, möge wissen, dass nicht alles, was in diesem Grundbuch stehe, der Wahrheit entspreche. Johanna las den Brief dreimal. Dann tat sie, was ihr Beruf von ihr verlangte, und etwas, was er nicht verlangte: Sie verzeichnete den Fund ordnungsgemäß, und sie begann zu suchen. Es dauerte zwei Jahre, bis sie in einem Vorort von Haifa eine Frau ausfindig machte, die Enkelin der damaligen Eigentümer. Die alte Dame empfing sie freundlich, las die Kopie des Briefes schweigend und sagte schließlich, man habe in ihrer Familie immer gewusst, was geschehen sei. Neu sei nur, dass es jemand aufgeschrieben habe. Johanna fuhr mit einem Gefühl zurück, das sie lange nicht benennen konnte. Erst viel später fand sie das Wort, das ihr die alte Dame beim Abschied mitgegeben hatte: Nicht Trost sei es, was Archive schenkten, sondern Zeugenschaft. Seitdem, sagt Johanna, halte sie ihre Arbeit nicht mehr für staubig.
Alıştırmalar
Vor dem Lesen: Kennst du die Wörter?
Okumadan önce: bu kelimeler hikâyede geçiyor. Her birinin anlamını seçin.
der Nachlass
das Geständnis
verzeichnen
jemanden ausfindig machen
Wovon handelt die Geschichte?
Hikâyede ne oluyor? Doğru olan bütün cümleleri seçin — birden fazla cevap doğru olabilir.
Was steht in der Geschichte?
Her soruda tek cevap doğru. Kontrol edince kısa açıklama görünür.
BaşıWie sah sich Johanna selbst?
… sie selbst sah sich eher als Gastgeberin von Stimmen … — «mezarlık bekçisi» başkalarının görebileceği imaj.
BaşıWas stand auf dem Umschlag?
Sütterlin yazısıyla: „Zu öffnen, wenn jemand fragt.“
OrtasıWovor hatte Friedrich Albers Angst gehabt?
… nicht vor Strafe, sondern davor, aufzufallen. — Cezadan değil, göze batmaktan korkmuştu.
SonuWas sagte die alte Dame?
Neu sei nur, dass es jemand aufgeschrieben habe. — Yeni olan tek şey, birinin bunu yazıya geçirmiş olmasıymış.
Was passiert zuerst, was dann?
Olaylara gerçekleştikleri sırayla dokunun (anlatılma sırası farklı olabilir); sağdaki listeye geçerler. Yanlış yere koyduğunuzu geri almak için ona tekrar dokunun.
Olaylar
Sizin sıranız
Kennst du die Wörter?
Hikâyenin kelimeleri bu kez başka bir metinde. Boşluğa tıklayın, sonra aşağıdan kelimeyi seçin. Her kelime bir kez kullanılır.
Im Stadtmuseum liegt der eines Fotografen, den kaum jemand kennt. Beim der Kisten fand eine Mitarbeiterin ein Heft mit einer seltsamen : „Erst lesen, wenn ich tot bin.“ Darin stand ein : Der Fotograf hatte einige Bilder gefälscht. Die Mitarbeiterin den Fund und versuchte, die Familien der Abgebildeten zu machen.
Grammatik: Schreib die richtige Form.
Doğrudan anlatımı dolaylı anlatıma (Konjunktiv I) çevirin. Konjunktiv I biçimi düz anlatımla aynıysa (ör. sie kommen) Konjunktiv II kullanılır (sie kämen). Edilgen geçmiş: Partizip II + worden + sei(en). Dilek: möge. Büyük/küçük harf önemlidir.
Albers„Die Eigentümer wurden zum Verkauf gezwungen.“ → Er schrieb, die Eigentümer zum Verkauf gezwungen worden.
Albers„Ich hatte Angst.“ → Er habe es getan, weil er Angst gehabt .
Die Dame„In meiner Familie hat man es immer gewusst.“ → Sie sagte, man es in ihrer Familie immer gewusst.
Albers wünschtDer Finder soll es wissen. → Wer diesen Brief finde, wissen, …
Was bedeutet das Wort hier?
Sözlüğe bakmadan, cümlenin geri kalanından anlamı çıkarın.
Erst viel später fand sie das Wort, das ihr die alte Dame beim Abschied mitgegeben hatte: Nicht Trost sei es, was Archive schenkten, sondern Zeugenschaft.
«Zeugenschaft» burada ne demek?
nicht … sondern karşıtlığı: teselli değil, olanın kayda geçmiş olması → Zeuge (tanık) + -schaft.
Sprich!
Soruyu dinleyin ve görüşünüzü gerekçelendirin. Mavi baloncuğa dokunursanız soruyu dinlersiniz. Mikrofon isteğe bağlıdır: tarayıcı söylediğinizi yazıya döker; bu bir not değildir, anlamı örnek cevapla siz karşılaştırırsınız.
Archive bewahren nicht nur Dokumente, sondern auch Stimmen, die sonst niemand hört. Sie sollten Funde wie diesen Brief zugänglich machen, auch wenn sie unbequem sind. Eine schriftliche Zeugenaussage kann die gemeinsame Erinnerung stützen.Örnek cevabı aç
Schreib!
Johanna’nın arşive düştüğü resmî bulgu kaydını yazın (60–80 kelime; nesnel ve edilgen üslup). Önce kendiniz yazın, sonra örnekle karşılaştırın: aynı yapıları kullandınız mı?
- edilgen ve nesnel üslup (wurde gefunden)
- Konjunktiv I ile aktarım
- tarih ve kaynak bilgisi
- alınan önlem
Örnek cevabı aç
Fundbericht: Beim Umlagern des Bestands wurde zwischen den Seiten eines Grundbuchs aus dem Jahr 1938 ein unfrankierter Umschlag gefunden. Verfasser ist der Notariatsgehilfe Friedrich Albers. Er gibt an, er habe bei der Umschreibung eines Hauses geholfen, dessen jüdische Eigentümer zum Verkauf gezwungen worden seien. Die Eintragungen im Grundbuch entsprächen daher nicht in allen Punkten der Wahrheit. Der Fund wurde ordnungsgemäß verzeichnet; den Nachkommen der Eigentümer wird eine Kopie übergeben.
Türkçesi
İnsana sabırlı olmayı öğreten meslekler vardır, bir de sabrın yetmediğini öğretenler; arşivci Johanna Reuter iki dersi de aynı işte öğrenmişti. Yirmi bir yıldır kent arşivinin bodrum katında, kimsenin bir kez bile istemediği, kişilerden geriye kalan belge koleksiyonlarını yönetiyordu. Bunların arasında çoktan unutulmuş sömürge ürünleri tüccarlarının hesap defterleri, son üyeleri ölmüş koro derneklerinin tutanakları ve alıcısına hiç ulaşmamış aşk mektupları vardı. Bir mezarlığın bekçisi olduğu düşünülebilirdi; o ise kendini, birinin dinlemesini bekleyen seslerin ev sahibi sayıyordu. Mart ayında yağmurlu bir perşembe, bir koleksiyonu taşırken oraya ait olmayan bir zarfa rastladı. Zarf 1938 tarihli bir tapu sicilinin sayfaları arasındaydı, pulsuzdu ve üzerinde düzgün bir Sütterlin yazısıyla şu yazıyordu: «Biri sorduğunda açılacaktır.» Johanna duraksadı; bu nadiren olurdu. Neredeyse her şey için yönetmelik vardı, yalnızca kimin olacağını bilmediği bir geleceğe seslenen mektuplar için yoktu. Mektup Friedrich Albers adlı bir noter katibinden geliyordu ve sonradan anlaşıldığı üzere bir itiraftı. Dolambaçlı, neredeyse özür diler gibi cümlelerle, Yahudi sahipleri satmaya zorlanmış bir evin devrine yardım ettiğini yazıyordu. Bunu korktuğu için yapmıştı — cezadan değil, göze batmaktan. Bu mektubu bulan kişi, bu tapu sicilinde yazan her şeyin gerçeğe uymadığını bilmeliydi. Johanna mektubu üç kez okudu. Sonra mesleğinin ondan istediğini yaptı, bir de istemediğini: Bulguyu usulüne uygun kayda geçirdi ve aramaya başladı. Hayfa’nın bir banliyösünde, o zamanki sahiplerin torunu olan bir kadını bulması iki yıl sürdü. Yaşlı hanım onu dostça karşıladı, mektubun kopyasını sessizce okudu ve sonunda ailesinde olanın her zaman bilindiğini söyledi. Yeni olan yalnızca birinin bunu yazmış olmasıydı. Johanna uzun süre adını koyamadığı bir duyguyla döndü. Ancak çok sonra, yaşlı hanımın vedalaşırken ona verdiği kelimeyi buldu: Arşivlerin armağan ettiği şey teselli değil, tanıklıktı. O günden beri, diyor Johanna, işini artık tozlu bulmuyor.
