Almanca Deyimler ve Atasözleri — 120+ Redewendungen (A2–C1)
Almanca Deyimler ve Atasözleri — Redewendungen 120+ deyim ve kalıp ifade · Türkçe karşılığıyla arama yapın
Almancada deyimler (Redewendungen) ve atasözleri (Sprichwörter), kelimelerin birleşiminden farklı bir anlam taşır. Bu listeyi düzenli tekrar ve bağlam içi kullanımla çalışın. Aşağıdan deyim veya Türkçe karşılığını arayabilirsiniz.
Deyim Listesi — Almanca / Türkçe
Toplam: 123 deyim gösteriliyor
| Almanca Deyim / Redewendung | Türkçe Karşılığı |
|---|---|
| Vor Hunger sterben | Açlıktan ölmek |
| Den Entschluss fassen | Karar vermek, karara varmak |
| Auf diesem Wege | Böyle, bu şekilde, bu yolla |
| Im Schneckentempo | Deve yürüyüşü, kaplumbağa yürüyüşü |
| Die Ohren spitzen | Kulak kabartmak |
| Den Kopf schütteln | ‘Hayır’ anlamında kafasını sallamak, kabul etmemek |
| Der Lehrer schüttelte den Kopf. | Öğretmen kafasını salladı. |
| Hinter jemandem her sein | Birinin arkasından koşmak, birinin peşinde olmak |
| Die Männer sind hinter mir her. | Adamlar peşimde. |
| Eins von beiden | İkisinden biri |
| Grün oder blau. Wähle eins von beiden. | Yeşil ya da mavi. İkisinden birini seç. |
| Nicht ausstehen können | Çekememek, sevmemek, hoşlanmamak |
| Entschuldige! Aber ich kann heute Abend deine Freunde nicht ausstehen. | Kusura bakma! Ama bu akşam arkadaşını çekemem. |
| Zur Welt kommen | Dünyaya gelmek, doğmak |
| Zu suchen haben | Aramak, işi olmak |
| Was hast du hier zu suchen? | Burada ne arıyorsun? |
| Es satt haben | Bıkmak, karnı tok olmak, artık yetmek |
| Von oben bis unten | Baştan aşağı, tamamıyla, tepeden tırnağa |
| Mit Leib und Seele | Tüm benliğiyle, yürekten |
| Das ist keine Kunst | İş değil, hüner değil, babam da yapar |
| Jemandem die Hand schütteln | Birinin elini sıkmak |
| Gas geben | Gaza basmak, gazlamak |
| Zu Ende sein | Bitmek, sona ermek |
| Die Achseln zucken | Omuz kaldırmak, omuz silkmek |
| Sein Wort halten | Sözünü tutmak |
| Auf die leichte Schulter nehmen | Hafife almak, kolaya almak, önemsememek |
| Bis über die Ohren | Çok fazla, haddinden fazla |
| Sein lassen | Yapmamak, yapmaktan caymak |
| Vor kurzem | Birkaç gün önce, daha önce |
| Aufs Haar stimmen | Tam tamına doğru olmak |
| Meine Ergebnisse stimmen aufs Haar. | Benim sonuçlarım tam tamına doğrudur. |
| Ein gutes (schlechtes) Gewissen haben | Vicdanen rahat olmak (olmamak), gönlü rahat olmak (olmamak) |
| Ich habe meinen Vater nicht belogen. Deswegen habe ich ein gutes Gewissen. | Babama yalan söylemedim. Bu yüzden gönlüm rahat. |
| Ein für allemal | Son olarak, son defa |
| Ein Auge zudrücken | Göz yummak, mani olmamak |
| Ich drücke ein Auge zu, aber das soll das letzte Mal sein. | Göz yumuyorum, ama bu son olsun. |
| Zu weit gehen | Çok olmak, ileri gitmek |
| Die Stirn runzeln | Yüzünü buruşturmak, yüzünü ekşitmek |
| Schleudern | Kaymak, patinaj yapmak, savurmak |
| Wie aus der Pistole geschossen | Su gibi |
| Ihr müsst die Wörter wie aus der Pistole geschossen sagen können. | Sözcükleri su gibi söyleyebilmelisiniz. |
| Nicht mehr mitmachen | (Artık bir işte) Olmamak |
| Klasse sein | Birinci sınıf olmak, harika olmak, şahane olmak |
| Mensch! Das Buch war doch Klasse! | Yahu, kitap harikaydı be! |
| Zur Hand haben | Elinin altında olmak, elinde (var) olmak |
| Mit guten Gewissen | Gönül rahatlığı ile, huzur içinde, rahatlıkla |
| Nicht fertig werden | Bir türlü unutamamak, aklı fikri hep aynı şeyde olmak, işin içinden bir türlü çıkamamak |
| Eine Aufnahme machen | Fotoğraf çekmek, resim çekmek |
| Platz machen | Yer açmak |
| Kreuz und quer | Her yana, sağa sola, bir aşağı bir yukarı |
| Hier und da | Orada burada, yer yer, bazen |
| Heute sind wir hier und da spazieren gegangen. | Bugün orada burada gezinti yaptık. |
| Geld machen | Para kazanmak |
| Feierabend machen | Bitirmek, kapatmak, son vermek, paydos etmek |
| Wieder auf den Beinen sein | Belini doğrultmak, işlerini yoluna koymak; iyileşmek |
| Bist du wieder auf den Beinen? | Şimdi iyi misin? |
| Mit der Zeit | Zamanla, yavaş yavaş |
| Keinen Pfennig wert sein | Beş para etmemek |
| Den Mund halten | Çenesini kapamak, sesini kesmek, ağzını açmamak |
| Du sollst den Mund halten! | Kapa çeneni! |
| Zu weit gehen | Çok olmak, ileri gitmek |
| Die Stirn runzeln | Yüzünü buruşturmak, yüzünü ekşitmek |
| Schleudern | Kaymak, patinaj yapmak, savurmak |
| Wie aus der Pistole geschossen | Su gibi |
| Ihr müsst die Wörter wie aus der Pistole geschossen sagen können. | Sözcükleri su gibi söyleyebilmelisiniz. |
| Nicht mehr mitmachen | (Artık bir işte) Olmamak |
| Klasse sein | Birinci sınıf olmak, harika olmak, şahane olmak |
| Mensch! Das Buch war doch Klasse! | Yahu, kitap harikaydı be! |
| Zur Hand haben | Elinin altında olmak, elinde (var) olmak |
| Mit guten Gewissen | Gönül rahatlığı ile, huzur içinde, rahatlıkla |
| Nicht fertig werden | Bir türlü unutamamak, aklı fikri hep aynı şeyde olmak, işin içinden bir türlü çıkamamak |
| Eine Aufnahme machen | Fotoğraf çekmek, resim çekmek |
| Platz machen | Yer açmak |
| Kreuz und quer | Her yana, sağa sola, bir aşağı bir yukarı |
| Hier und da | Orada burada, yer yer, bazen |
| Heute sind wir hier und da spazieren gegangen. | Bugün orada burada gezinti yaptık. |
| Geld machen | Para kazanmak |
| Feierabend machen | **Bitirmek, kapatmak |
| Im Wege stehen | Engel olmak, karşısına çıkmak |
| Schule haben | Okulu olmak |
| Heute haben wir keine Schule. | Bugün okulumuz yok. |
| Eine Rolle spielen | Bir rol oynamak, rolü olmak, önemi olmak |
| Der Beruf spielt im Leben eine große Rolle. | Mesleğin yaşantıda büyük rolü vardır. |
| Nichts zu machen sein | Yapacak hiçbir şey olmamak |
| Leid tun | Üzgün olmak, acımak |
| Im Kopf | Kafadan, akıldan, akılda |
| Du kannst wohl nicht im Kopf rechnen. | Akıldan hesap yapamıyorsun demek. |
| Bescheid wissen | İyi bilmek |
| Weißt du Bescheid, was der Lehrer gesagt hat? | Öğretmenin ne dediğini iyi biliyor musun? |
| Es ist mir recht | Benim için hava hoş, bence bir sakıncası yok |
| Auf jeden Fall | Her durumda, kesinlikle, ne olursa olsun |
| Unter Umständen | Belki, herhalde, uygun düşerse |
| Schluss machen | Bitirmek, son vermek |
| In zwei Minuten müsst ihr Schluss machen. | İki dakikaya kadar bitirmelisiniz. |
| Kurz und gut | Kısacası, sözün kısası |
| Auf den Gedanken kommen | Fikrine varmak |
| Schwarz sehen | Karamsar olmak, sonunu iyi görmemek |
| Er ist sehr krank. Ich sehe schwarz für ihn. | Çok hasta, sonunu hiç iyi görmüyorum. |
| In Ruhe lassen | Birini rahat bırakmak |
| Lass mich in Ruhe! | Beni rahat bırak! |
| Nach wie vor | Eski hamam eski taş, eskisi gibi |
| Imstande sein | Yapabilmek, elinden gelmek, ağzında bakla ıslanmamak |
| Zu Ende gehen | Bitmek, sona ermek |
| Auf den ersten Blick | İlk bakışta |
| Genug davon haben | Canına tak etmek, bezmek, artık yetmek |
| Nicht gefallen | İyi (sağlıklı) gözükmemek |
| Heute gefiel mir mein Vater nicht. | Babamı bugün pek iyi görmedim. |
| Heute oder morgen | Bugün yarın |
| Heute oder morgen werde ich ein Auto kaufen. | Bugün yarın bir araba satın alacağım. |
| Es kommt darauf an | Bakalım |
| Es kommt darauf an, dass er ins Kino kommt? | Bakalım sinemaya gelecek mi? |
| Einigermassen | Söyle böyle, iyi kötü, aşağı yukarı |
| Ich weiss einigermassen. | Nasıl olduğunu iyi kötü biliyorum. |
| Keine Ahnung haben | Bilgisi olmamak |
| Wohin ist er gegangen? Ich habe keine Ahnung. | Nereye gitti, hiç bilgim yok. |
| Zu tun haben | Yapacak işi olmak |
| Ich habe viel zu tun. | Çok işim var. |
| Zur Sache kommen | Kısa kesmek |
| Komm zur Sache! Ich habe keine Zeit. | Kısa kes, vaktim yok. |
| Vor sich gehen | Olmak, vuku bulmak |
| Wie der Unfall vor sich gegangen ist? | Kaza nasıl oldu? |
| Einen Streich spielen | Birine oyun oynamak, oyun etmek |
| Versuch nicht, mir einen Streich zu spielen! | Bana oyun oynamaya sakın kalkma! |
Altın Kart — Deyimler Nasıl Öğrenilir?
- Deyimi kelimesi kelimesine değil, bütün ifade olarak ezberleyin: Die Ohren spitzen = kulak kabartmak (kulakları germek değil).
- Her deyimi bir bağlamda (film sahnesi, haber cümlesi, diyalog) duyarak öğrenmek kalıcılığı artırır.
- Türkçede benzer anlamlı deyimi bulun: Im Schneckentempo = kaplumbağa yürüyüşü — bu eşleşme hem hafızayı pekiştirir hem kültürel köprü kurar.
- B1+ sınavlarında (TestDaF, Goethe) deyimleri bağlamdan çıkarsamak sorulur — kelime bilgisinden çok bağlam okuması gerekir.
- Günde 5 deyim + tekrar kartları (Anki, Quizlet) ile 4 haftada bu listeyi bitirebilirsiniz.
İlgili konular
Yeni Almanca içeriklerinden ilk siz haberdar olun
Yeni ders, sınav kaynağı ve çalışma materyali yayınlandığında e-postanıza kısa bir bildirim gönderelim. İstediğiniz an çıkabilirsiniz.
